|
Çevre Politikaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çevre Politikaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Nisan 2013 Perşembe
Gökyüzünün Kalbi, Dünyanın Kalbi - İnsan Beyni, İnsan Kalbi - Uygar Özesmi - Konuşma
6 Nisan 2013 Cumartesi
ÇED’DEN MUAFİYET, YARGIDAN MUAFİYETTİR!
Çevre örgütlerinden önce YSGP'den böyle hızlı bir açıklama gelmesine şaşırdım... ne güzel! Ancak sorun devam ediyor şu anda rant/ekonomik büyüme adına her türlü hukuki "engel" kaldırılmak için kollar sıvanmış durumda... Uygar
Basın Açıklaması – 06.04.2013
ÇED’DEN MUAFİYET, YARGIDAN MUAFİYETTİR!
Yargı Kararları Uygulanmalı, Tüm Projeler İçin ÇED Süreci İşletilmelidir.
İstanbul Boğazı’na 3. köprü, Gebze-İzmir otobanı, Hasankeyf’i sular altında bırakacak Ilısu Barajı, nükleer santraller vb. gibi 1993 yılından önce planlanan projelere Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) muafiyeti getirilmesi hususu uzun süredir yargının, yürütmenin ve çevre mücadelesi yürüten binlerce insanın gündeminde yer alıyor.
26939 sayılı Resmi Gazete’de 17 Temmuz 2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin “Kapsam Dışı Projeler” başlıklı Geçici 3. maddesi ile 1993 yılından önce planlanan yatırımlara ÇED muafiyeti getirilmişti.
Ocak 2011’de, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, yapılan itirazları haklı bularak yönetmeliğin yürütmesini durdurmuştu. Danıştay buna paralel olarak ÇED kapsamında tutulan İzmir-İstanbul Otoyolu, Ilısu Barajı gibi çevresel olumsuz etkileri tartışmasız olan projelerin yan ünitelerinin de ÇED’den muaf olduğuna dair Başbakanlık Genelgelerinin de yürütmesini durdurmuştu. 14 Nisan 2011’de yeniden düzenlenen ÇED muafiyeti ile ilgili söz konusu Geçici 3. madde bu kez Danıştay 14. Dairesi tarafından 26 Mart 2013’te iptal edildi.
Defalarca yargı tarafından durdurulmuş olmasına karşın kimi projelere yeniden ÇED muafiyeti sağlanması hakkındaki Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 5 Nisan 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Danıştay’ın şimdiye kadar verdiği kararlara göre, 7 Şubat 1993 tarihinden, yani ilk ÇED yönetmeliğinden önce üretime ve faaliyete başlayanlar dışındaki tüm projelere ÇED süreci uygulanması gerekmektedir. Dün yayımlanan yönetmelik değişikliği ile bir kez daha çevreyi tahrip edecek birtakım yatırımlar için ÇED muafiyeti sağlanmaktadır. Yönetmelik değişikliğine göre, “23/6/1997 tarihinden önce yatırım programına alınmış olup 5/4/2013 tarihi itibarıyla planlama aşaması geçmiş olan veya ihalesi yapılmış olan veya üretim veya işletmeye başlamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesislere ÇED Yönetmeliği uygulanmayacaktır”. Yargı kararlarına rağmen yapılan bu düzenlemeyle hem ÇED zorunluluk tarihi 1993’ten 1997’ye uzatılmış, hem de planlama aşaması tamamlanmış olan projeler ile bunların yan üniteleri ÇED’den muaf tutulmuştur.
Kamuoyunda Cargill Davası olarak bilinen Toprak Koruma Kanunu’ndaki Geçici 3. madde değişikliği de benzer bir süreç yaşamıştı. Yargı kararları bertaraf edilerek yapılacak uygulamaların meşruiyeti her zaman tartışmalı olacaktır. Zira muafiyet yoluyla çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) sürecinin işletilmesi neden engellenmektedir, sürecin işletilmesinden neden bu kadar korkulmaktadır vb. sorulara bir cevap verilmemektedir.
Yola çıkış amaçlarının en önemlilerinden biri çevre ve iklim adaleti sağlanması olan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi diyor ki; hiçbir proje yaşamın korunmasından daha önemli olamaz; ne zaman projelendirilmiş olursa olsun, ne zaman faaliyete başlanmış olursa olsun, çevresel etkisi olan tüm yatırımlarda ÇED süreci işletilmelidir. ÇED süreçlerinde halkın katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Halkın katılımı ÇED sürecinin olmazsa olmazı, aynı zamanda demokratik toplumun bir gereğidir. Çevresel riskler taşıyan yatırımlar konusunda halkın yeterince bilgilenmesi, onayının alınması zorunlu hale getirilmelidir. Çevresel riskler taşıyan ve yöre halkının onaylamadığı projelere izin verilmemelidir.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüleri
Sevil Turan – Arif Ali Cangı
25 Nisan 2012 Çarşamba
Yeşil Ekonomi Kitabı Ed. Ahmet Atıl Aşıcı, Ümit Şahin
Yeşil Ekonomi
Editörler. Ahmet Atıl Aşıcı – Ümit Şahin
Yetmişlerin başında “Büyümenin Sınırları” raporu yayınlandı. Rapor basit bir soruya cevap arıyordu: Büyüme ya da kalkınma daha ne kadar sürdürülebilir?
Raporun bu basit ama önemli soruya verdiği cevaplar, geride kalan 40 yılda birer kehanet gibi gerçekleşmeye başladı. Ancak görmeyen gözlere, duymayan kulaklara bu kehanetler hala ulaşamıyor. Neyse ki kendini yarınlardan sorumlu tutan insanlar hâlâ var!
Yeşil ekonomi, bir ekolojik sıçrama öngörüyor. Dünyanın biyolojik kapasitesi, insanların büyüme arzularını karşılamıyor. Bugün her insan gelişmiş Batı ülkeleri kadar tüketseydi 3 dünyaya daha ihtiyacımız olurdu. Bu tüketim toplumu hala sürdürülebilir mi?
Sorular bitmiyor: Yeşil ekonomi bir çıkış yolu mu? Yoksa yeni bir ütopya mı? Kapitalizmi yeşile boyamak mı? Yoksa kapitalizmden çıkış için gereken ekonomik dönüşümün başlangıcı mı? İhtiyaçlarımızın ne kadarı gerçek? Mutluluk ekonomisi mümkün mü?
İTÜ’de öğretim üyesi olan iktisatçı Ahmet Atıl Aşıcı’nın ve yeşil düşünce alanında önde gelen düşünürlerden biri sayılan Fransız iktisatçı Alain Lipietz’in yazıları yeşil ekonomi ve yeşil yeni düzenin teorik ve tarihsel arka planını ele alırken, Avrupa Yeşilleri’nin yeşil ekonomi üzerine hazırladığı yazılar somut, uygulanabilir ve reformcu politik önerilerin içerdiği olanakları gösteriyor.
Önsöz:YükselSelek
Sunuş: Ümit Şahin
www.yeniinsanyayinevi.comSunuş: Ümit Şahin
4 Nisan 2012 Çarşamba
Üç Ekoloji - Ekolojik Yaşam - Tavsiye Olunur
Üç Ekoloji 9 : Gönüllü Sadelik, Ekolojik Yaşam
Ekolojik yaşam deneyiminin farklı
boyutlarıyla tartışılmasının, mümkün olduğunu kanıtlama çabasından daha zor
olduğunu kabul etmek gerek. Ekolojik yaşam ana başlığının altında ele
alabileceğimiz organik üretim, ekolojik tarım, permakültür, kent tarımı, balkon
bahçeciliği, geçiş kasabaları, vejetaryenlik, ekoköyler, kır komünleri vb.
mevcut endüstriyel sistemin kirli havasının içinden sıyrılarak o kadar temiz
bir koku yayıyorlar ki, bu denemelerin ve örneklerin politik anlamı üzerinde
düşünmek ve tartışmak kolay olmayabiliyor. Meseleye yepyeni bir perspektifle yaklaşan, yani ekolojik
yaşamın mümkün olabilmesi geçirmemiz gereken ilk zihinsel dönüşümü gönüllü
sadelik kavramı çerçevesinde tartışan ilk yazı başya olmak üzere, dosya yazılarının tartışmaya başlamak için
bir deneme olduğu söylenebilir.
Ekolojik yaşam bir ütopya da olsa, bir
zorunluluk da, eleştirel bir yaklaşımı hak ediyor. Aslında bunu her şeyden önce
ekolojik yaşam deneyimlerini başlatanlar, öncülük yapanlar ve hayatlarını adayanlar hak ediyor.
Sayfa Sayısı: 128
ISBN: 9786055895266
17 Şubat 2012 Cuma
Biyogüvenlik Kurulu’nun 13 GDO’lu mısır çeşidinin ithalatına onay vermesinin ardından hemen harekete geçmiş ve yüzbinlerin sesini duyurmaya başlamıştık.
Kısa süre önce Kurul 9 yeni mısır çeşidini halkın görüşüne açtı, sırada doğrudan sofrana gelecek gıdalar var.
Soframızda GDO’lu ürün istemiyorsak her yerde “Yemezler” demeliyiz.
İthalat kararının iptal edilmesini sağlamak ve yeni ürünlerin ithal edilmesini önlemek için şimdi yüzbinler değil milyonlar olmamız gerek.
Yukarıdaki Resme Yada BURAYA tıkla destek ver.
13 Şubat 2012 Pazartesi
Akla ve kalbe seslenen bir yazı
Kara Öküz Gitti Gelmez Sarı Öküz Yattı Kalkmaz
Babam bir doğal insandı, doğadan kopartılamamış insanların sonuncusuydu. Sarı ve boz öküzü sattı. Gözlerinde iki damla yaş oldu billurlaştılar. Parasını anneme verdi. Düştük İstanbul yoluna. "Traktörler girecek tarlalara mazot benzin bulaşacak toprağa .. bir daha bu tertemiz buğdaylar patatesler pancarlar meyveler kalmayacak ben buna razı değilim ama yokluğun gözü kör olsun" derdi.
Kalkınma dedikleri şeye körü körüne bağlı değildi babam. Yolumuz çamur içindeydi. Evimizin sıvası harcı çamurdu ama yolda çamur olmamalıydı. Kazaya 2-3 saate yürüyerek gidilebiliyordu, şehire 5 saat... Hastalanmışım bebeyken bir pikaba atmışlar ilde hastaneye zor yetiştirmişler... Yetiştiremedikleri kardeşlerim çoktan toprak oldu..
Kalkınma dediğin çamurdan kurtulmak hastaneye ilaca çareye kolay ulaşmaktı. Bilgiye ulaşma aracı olarak bilinen önemsenen okula ulaşmak cehaletten kurtulmak dünyayı tanımak izsiz sessiz yok olmamaktı, babam için, doğadan bağları kopmamış insanlar için.
Yıl 1965. Geldik İstanbul'a Taksim'de talimhanedeyim artık. Yarı köylü bir işçinin çocuğuyum. Bitişiğimizdeki apartmanın kapıcısı Kürt. Aydede Caddesi köşesinde bir Ermeni lehimci var. Karşı apartmandaki kapıcı Ermeni. Bakkal Karadenizli... Bir apartmanda Toni oturuyor O şimdi Newyork'ta Rum doktor. Sevgilisi Yoli o zaman hepsi arkadaşlarım. Liz mahallemizin en güzel genç kızı ablam gibi seviyorum a da çok seviyor beni.
Baharda yine köye gidiyoruz. Bostan ekiyoruz yetmese de buğday tarlalarımız zaten ekili biçmeye gidiyoruz. Ben Taksim'de İstanbul Türkçesi konuşmaya başladım, köyde bana köylü gibi konuşmadığım için tuhaf bakıyorlar. "Çikolata Çocuğu" diyorlar artık.. Türk müyüm Ermeni miyim Kürt müyüm öyle bir ayrım bilmiyorum ama şimdi baktığımda asimilasyon herkese işliyor; doğayla iç içe köyü köylüyü hor gören doğaya mal mülk eşya ham madde gözüyle bakan ağaçtan, sokak hayvanından kuşundan böceğinden sakınan tiksinen tuhaf bir şehir var! Kamu Yönetimi için seçilen ama kamuyu şirketlere peşkeş çeken bir kent anlayışı var.
devamı:
12 Şubat 2012 Pazar
Vahşi Kapitalizmi Besleyen Vahşi Kalkınma Dönemi
Kapitalizm Emperyalizm Komünizm Enternasyonel Kalkınma Anti gibi kelimeler çok eskidi hatta sürdürülebiliri bile eskittik... ancak Taksim'den Çıralı'ya Assos'tan Erzincan'a Tortum'dan Kazdağları'na her yer vahşet! Doğa'nın güzel vahşiliği değil bu... bazı onurunu ve değerlerini yitirmiş, çıkarcı ve güç için gözü dönmüş insanların eseri. Karşımızda bir filmdeki o tiksinilen kötü adam rolünde duruyor... Film'in sonu nasıl bitecek?
İşte filmden bir sahne, yer cennet bir köşe Çıralı Olimpos... kamera, başla:
İşte filmden bir sahne, yer cennet bir köşe Çıralı Olimpos... kamera, başla:
KEMER-ULUPINAR KÖYÜ ÇIRALI MAHALLESİ KIYI ŞERİDİNDE
YER ALAN KIRALAMA OLAYI İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME VE BASIN DUYURUSU
Değerli basın mensupları ve Konuklar;
Ulupınar Köyü Muhtar’lığı ve Çıralı’da bulunan
sivil toplum kuruluşları (S.S. Ulupınar Çevre Koruma ve İşletme Koop, Çıralıyı
Sevenler Derneği, S.S. Çıralı Olympos Motorlu Deniz Taşıyıcılar Koop. Çıralı Spor
Kulubü, Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği, S.S. Çıralı Dolmuşçular Koop,
Ulupınar Çevre ve Doğayı Koruma Derneği) ile Ulupınar Köyü halkı olarak, bugün
burada toplanmamızın nedeni; Çıralı’nın olduğu kadar, ülkemizin sahillerinde
yürütülen yanlış temel uygulamalardan birine daha değinerek sorunumuzu dile
getirmektir. Bizlerin görüşleri ve fikirleri alınmadan, hızlıca ve gizlice
yapılan ve Çıralı için yıkıcı etkisi olacağını düşündüğümüz böyle bir
uygulamanın karşısındayız. Neden mi?
Çıralı mahallesinin girişten itibaren, bulunduğumuz
noktaya kadar yer alan ve kıyı şeridine paralel uzanan alanda, 397 nolu orman
parseli bulunmaktadır. Bu parsel 340 dönümdür. Çıralı sahili 3.2 km olup bunun
2.4 km si bu parsel içinde yer almaktadır. Bu sahil I. Derecede Doğal Sit alanıdır
aynı zamanda nesli tehlike altında olan ve Türkiye’de var olan 20 Deniz
Kaplumbağası Yuvalama Alanından biridir. Ayrıca Olimpos-Beydağları Milli Parkı ve
Tahtalı Dağı Önemli Bitki Alanı içinde de yer almaktadır.
Çıralı’da, birçok nadir ve endemik bitki türü doğal
olarak yetişir. Çıralı bitkilerinin önemli bir kısmı kumullarda yaşar. Çıralı
sahili fıstık çamlarına da ev sahipliği yapar. Kumullar, dünya üzerindeki, en
nadir yaşam alanlarındandır. Kumullara uyum sağlamış bitkiler bu ortamlar
dışında yaşamaya uyum sağlayamazlar. Bu
bitkilerin geleceği kumulların korunmasına bağlıdır. Ayrıca, birçok hayvan türü Bern Sözleşmesine
göre sıkı korunma altına alınması gereken türler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çıralı kumsalı özellikle nesli dünya çapında
tehlike altında olan iribaş deniz kaplumbağasına (Caretta caretta) ev sahipliği yapmaktadır. Ülkemizin Akdeniz
kıyılarındaki önemli yuvalama kumsallarından biridir. Milyonlarca yıldan beri Çıralı Sahiline
gelmekte ve nesillerini devam ettirmeye çalışmaktadırlar. T.C. Kıyı Kanunu, Su ürünleri tebliğ ve uluslar arası (bern ve
berselan) anlaşmalarca koruma altında olan; Caretta caretta’ya yönelik, 1994
yılından bu yana düzenli olarak Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) ve
S.S. Ulupınar Çevre Koruma, Geliştirme
ve İşletme Kooperatifi tarafından deniz kaplumbağalarını koruma çalışmaları
sürdürülmektedir. Yapılan çalışmalarda sayılarının arttığı gözlenmiştir.
Çıralı’da 2000 yılından bu yana Ekolojik tarım-
eko-turizm çalışmaları yapılmaktadır. Köyümüz, yürütülen doğa koruma, sorumlu turizm
çalışmaları sayesinde, Uluslar arası platformda ülkemizin gururu, ülke
genelinde ise birçok köye/bölgeye ilham kaynağı olmuştur. Birçok ödüller almış, model olmuştur.
Çıralı Tarih boyunca pek çok uygarlığa da ev sahipliği yapmış, efsanelere konu olmuştur.
Bu kadar özelliği ve güzelliği bir arada bulunduran
bu eşsiz yer üzerinde bazı olumsuzluklarla gündemdedir.
Çıralı kumsalının kuzey ucu olan Karaburun’da 397
nolu orman parsel üzerinde kumsal alanda
Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Antalya
Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nun 19,12,2011 tarihli oluru ile C tipi mesire yeri olarak 18 dönümden fazla
bir alanı, Orman Spor’a tahsis
edilmiştir. Orman Spor ise, sponsorluk karşılığı, alanı Çıralı’da turizmci olan
Hüseyin GEDİK’e 55.000 TL karşılığında 10 yıllığına kiralamıştır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan
Çıralı Koruma Amaçlı İmar Planı, çalışmaları halen devam etmektedir. Bakanlık
tarafından Çıralı Koruma Amaçlı İmar Planı
çalışmaları 30.03.2011 tarihinde WWF-Türkiye’ye
verilmiştir ve bu kapsamda 397
nolu parsel koruma amaçlı imar üzerinde
yapılaşmaya kapalı olarak görülmektedir.
WWF- Türkiye’nin çıralı kumsalındaki olumsuz yapılaşmaya karşı Bakanlık tarafından önlem
alınması gerekliliğini belirten yazıya cevaben Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa
Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Genel
Müdür’ü Yaşar DOSTBİL’in 19.10.2011 tarihli yazısında Çıralı’nın imar
planı çalışmalarının devam ettiği, alanın önemli doğal özelliklere sahip
olduğunu ve Caretta carettala’rın yuvalama alnın olmasından dolayı alan
üzerinde yapılaşmanın uygun olmadığı vurgulanmaktadır.
Köyümüzde, başta Köy Muhtarlığı tüzel kişiliği
olmak üzere, birçok kar amacı gütmeyen Sivil Toplum Örgütü olmasına rağmen bu
kuruluşların fikri sorulmadan bu alanın bir şahsa,/şahsın sahip olduğu şirkete
sponsorluk anlaşması kapsamında kiralanması manidardır.
Yapılması hedeflenen, mesire alanı adı altında yapılan kiralama ve
üzerinde yapılacak inşaat işleri;
-
emsal
oluşturarak, kumsal üzerinde ve kıyı ardında yapılaşmanın artmasına ve
Çıralı’nın giderek daha fazla betonlaşmasına yol açacaktır.
-
Kumsal
üzerindeki yapılaşma, insan kullanımı ve
taşıt baskısını artıracaktır, Bu da kumsalda yaşamaya çalışan 150 yıllık Fıstık
Çamları’nın ve nadir kumul bitkilerinin yok olmasına neden olacaktır.
-
İnsan
kullanımı, kumsala araç ile girme, yapılaşma, özellikle bu alandaki yapılaşma
bu alanın geceleri de kullanımını artırarak, yaşanacak, gürültü, ışık, vb
etkenler, sahile yuvalamaya gelen anne deniz kaplumbağalarının ve denize
ulaşmaya çalışacak yavru kaplumbağaların yaşamını tehlikeye sokacaktır.
Bu süreçte bu şekilde münferit kiralama ve kiralanan
alanda, yapılması planlanan inşaat işleri, planlama sonrasında düzeltilemez,
bir hal alabilir, bu acıdan büyük bir risk oluşturmaktadır.
İlgililerin ve yetkililerin konuyla ilgili
yaptıkları açıklamalarda, alanda uygulanacak olan projenin Tabiat Varlıklarını
Koruma Komisyonu’nun denetiminde gerçekleştirileceğini belirtmektedirler. Ancak
denetleyenin de onayı verenin de aynı kuruma bağlı olması endişelerimizi
arttırmaktadır.
Tüm bu gerçekler, kanıtlar, endişelerimizin
haklılığını açıkça ortaya koymaktadır.
Köyümüzün plansız yapılaşma ve turizm baskısına
yenik düşmesini engellemek, doğal, kültürel, tarımsal değerlerini korumak
amacıyla, biz Çıralı’lar, büyük çaba sarfetmekteyiz.
Bizler, köyümüzde kiralık sahil bulunmadığını,
Çıralı’nın sahip olduğu değerlerin korunarak geleceğe aktarılması için bu ve bu
gibi girişimleree karşı koyacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
Ek Bilgi:
Çıralı’da, birçok nadir ve endemik bitki türü doğal
olarak yetişir. (Bu bitkilerden bazıları, kum zambağı, kimera ayı kulağı, gri
tüylü sığır kuyruğu, topuz dikeni, sert tüylü emzik otu, testere dişli
kayışkıran’dır. İris, çiğdem, yabani orkide, anemon, düğün çiçeği ve siklamen).
Ayrıca, bölgede bulunan bukalemun (Chamaeleo
chamaeleon) başta olmak üzere yöredeki birçok hayvan türü Bern Sözleşmesine
göre sıkı korunma altına alınması gereken türler olarak karşımıza çıkmaktadır
Ulupınar
Köyü
Muhtarı
Sami ILGAZ
S.S. Ulupınar Çevre Koruma ve İşletme Çıralıyı Sevenler Derneği
Kooperatif Başkanı Başkanı
Bayram KÜTLE Mustafa KÖYLÜOĞLU
S.S. Çıralı Olympos Motorlu Deniz Taşıyıcılar Çıralı Spor
Kulubü
Kooperatif Başkanı Başkan
Ramazan ÇABUK
İbrahim KIRIMLI
Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği S.S. Çıralı Dolmuşçular
Yön. Kurulu Üyesi Kooperatif Başkanı
Hüseyin
BAŞBOLAT
Tahsin KURTARICI
One of the
most important nesting beaches of C.caretta
in Turkey is under urbanization threat!
Coast of Cirali, at the Western
Antalya Gulf, amongst the 20 turtle nesting beaches in Turkey, is a 1st
Degree Natural Site and a part of the National Park Olimpos-Beydaglari. Regional
Forestry Directorite allocated an 18 ha. area at the Northern part of Cirali
Beach, called “Karaburun” locally, to Orman Spor (“forest sport” football club).
Orman Spor immediately hired the area to its sponsor company for 55.000TRL
(23.600EUR) for 10 years!
The Cirali Beach has been subject
to turtle conservation and monitoring since 1994 and findings indicate the
Karaburun area is the most favorite nesting spot. This land allocation is done
as “C class daily use area” which allows construction of cafes, kiosks, beach
facilities etc. on this undeveloped forest land where protected against
constructions until now. Any development in such an area will surely increase
human usage and decrease the turtle’s affinity and negatively affect the also
protected shore vegetation forms.
Once realized, this application will
create a precedent and will give a way to allocation and urbanization of other
similar parts in the area.
We, undersigned organizations
representing the people lives in Cirali Village, declare that we have never
been questioned for this land allocation and we do not give consent. Physical
Plan for Conservation for our village is under progress and such an initiation
is a bold action to spoil that process and our long lasting effort to save
turtles, nature, nature friendly agriculture and our cultural values. We
declare that we will continue our effort to save and to pass these values to
next generations, and to keep resisting against actions that may threat them.
Mr. Sami Ilgaz / Ulupinar Village
Headman (Muhtar)
Mr. Bayram Kutle / Head of
Ulupinar Environment Protection and Management Cooperative
Mr. Mustafa Koyluoglu / Head of
Cirali Lovers Society
Mr. Ramazan Cabuk / Head of Cirali
Olympos Marine Transporters Cooperative
Mr. Ibrahim Kirimli / Head of
Cirali Sport Club
Mr. Huseyin Basbolat / Head of
Mosque Construction and Maintenance Society
Mr. Tahsin Kurtarici / Head of
Cirali Shuttle Cooperative
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
