Şöyle bir yazı ile karşılaştım "Yakın Gelecekte Ortaya Çıkması En Olası 6 Meslek"
Bu yazı bazılarının geleceği nasıl gördüğüne dair kaygı verici. Zaman zaman bu tür fikirlere çok sayıda insanın sahip olabileceği düşüncesiyle karamsarlığa kapıldığım da bir gerçek...
Gelelim yazının iddialarına... Gelecekte çöp mühendisleri olacakmış... atık sorununu çözmek için gerekeceklermiş... iyi de atık sorunu zaten var! Bu sorun çöp mühendisleri tarafından değil sistem bilimcilerin katkısı ile "çöpü" üreten işletmedeki bütün disiplinlerin birlikte çalışması ile çözülecek... mühendis birilerine "sorun" havale edilmeyecek. Çünkü çöp kavramı ortadan kalkacak... işletmelerimiz bir ağaç gibi, bir ağaçkakan gibi, bir mantar gibi olacak - ekonomimiz ise bir orman gibi olmak zorunda kalacak... ormanın çöp ürettiğini gören oldu mu aranızda?
Bir başka iddia Alternatif Enerji Danışmanları güneş, rüzgar ve hidroelektrik yetmediği için bize en doğru yakıtı gösterecekmiş. Bu danışman sevdasını anlayabilmiş değilim - danışman işe yarasa bize var olamayacak yakıtları önermez... yakmak kadar ilkel ve kirletici bir yöntemi kullanacak değiliz herhalde... Enerji geleceği, sadece elektrik olacak. Yegane elektrik üretim kaynağı ise, fotosentezle yaşamı var ettiği gibi, güneş olacak. Rüzgardan elde edilen enerji zaten dolaylı güneş enerjisi.
Gelecekte enerji üretiminde bildiğimiz kimya, fizik ve elektrik mühendisleri çalışacak. İşin de danışmanlığına değil kurulum hizmetini verecek eğitimli ara teknik elemanlara ihtiyaç olacak.
Bir başka geleceğin mesleği olarak önerilen Uzay Host ya da Hostesi ise traji komik bir saptama, zira bu mesleğin anlamlı olması için uzaya gitmek isteyen bir kitle gerekiyor. Uzay koşullarında yaşam veya turizm yerine Nautilus ile deniz altında 20 bin fersah daha ilgi çekici veya kolay olurdu. Kaldı ki gelecekte dahi maliyeti ve uzay koşulları ancak çok az sayıda insanın uzaya gitmesine olanak sağlayacağı için bu görevlerin bir iş kolu olması söz konusu değil.
Bilgi sahibi olmadığım Kişisel IoT Güvenlik Onarım Personeli veya Tıbbı Danışmanlar gibi konularda ahkam kesmeyeceğim.
Ama size neden bu öngörülerin tüylerimi diken diken ettiğine dair bir açıklama vereyim... ben bu yazıyı yazarken Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne bağlı olarak Havai’de faaliyet gösteren Mauna Loa İstasyonu'nda 411,25 ppm olarak ölçüldü. Atmosferdeki milyon parçacık içindeki karbondioksit yoğunluğunu gösteren bu değerin 350 ppm'i aşması iklim değişikliği açısından güvenilir sınırın aşıldığı anlamına geliyor. Bu sınır ilk defa 1988’in Ocak ayında ölçülen 350,39 ppm ile aşılmıştı. Sanayileşme öncesi 280 ppm düzeyinde olan bu değer son 800 bin yıldır 300 ppm seviyesini aşmamıştı. Yani işin kısası yakın gelecekte geriye kalacak tek meslek mezar kazıcılık olabilir... eğer hala bu meslekleri geleceğin meslekleri olarak gören kafa ile devam edersek...
16 Haziran 2018 Cumartesi
21 Ekim 2017 Cumartesi
Sömürüden bıktık: #Vestel senden hem akıllı hem #adiltelefon istiyoruz, duy bizi @Vestel
Her 2 yılda bir telefon değiştirme mecburiyetinden bıktık!
Kazandığımız üç kuruş maaşımızı endüstrinin planlı eskitme stratejisine kaptırmaktan bıktık usandık!
Çekmecelerimiz eski telefon çöplüğüne döndü, çok kısıtlı olan geri dönüşüm yüzünden gezegenimiz elektronik zehirli atıklardan kırılıyor...
Telefonlara değerli maden yetiştireceksiniz diye maden işçileri dünyanın her yerinde sömürülüyor, maden atıkları gezegenimizi kirletiyor... Kullandığımız telefonlardan kan damlıyor!
Yeter artık! Adil telefon mümkün! Hollanda’da bir vakıf yapmış! İnsanlar almak için kuyrukta! Hem ucuz, hem adil! Hem akıllı, hem de son teknoloji, ama kuyruktakilere üretimi yetiştiremiyorlar. Zaten Türkiye’den almak da mümkün değil...
Vestel, sen dünya markasısın! Vestel, sen ülkedeki herkesi adil telefona ulaştırabilecek güce sahipsin! Yerli, çevreci, adil telefon istiyoruz!
Haydi Vestel, göster kendini, ipi göğüsle, biz seni bir dünya markası olarak görmek ve alkışlamak istiyoruz!
11 Ekim 2016 Salı
İlk Fırsatını Yakalamak İsteyenler İçin Başvurular 10 Ekim- 4 Kasım 2016 arasında! Kaçırmayın
Anadolu'daki Gençler!!!
Aralarında TEMA Vakfı, Yuva Derneği gibi Çevre STK'ları da var!
İlk
Fırsatını Yakalamak İsteyenler İçin Başvurular 10 Ekim- 4 Kasım Arasında!
Esas
Sosyal’ in İlk Fırsat programı ikinci yılında Türkiye’nin önde gelen 14 sivil
toplum kuruluşu (STK) ile yaptığı
işbirliği kapsamında gençlere ilk iş fırsatını tanımaya devam ediyor!
Aşağıda bulunan STK’larda farklı
pozisyonlarda bir yıl boyunca (Ocak – Aralık 2017) tam zamanlı olarak çalışacak
ve İlk Fırsat Akademisi eğitim faaliyetlerine katılacak genç takım arkadaşları
aranıyor.
Bu program ile gençler STK’larda çalışma
deneyimi ve sosyal farkındalık kazanırken, İlk Fırsat Akademisi kapsamında
kişisel becerilerini de geliştiriyorlar. 2016 yılında
başlayan program kapsamında ilk yıl 9 STK’da 15 katılımcı desteklenirken, 2017 yılında 14 STK’da 20 katılımcının
desteklenmesi planlanıyor. Başvurular 10 Ekim-4 Kasım 2016 tarihleri arasında
STK web sitelerinden online olarak yapılabilir.
Başvuru kriterleri hakkında bilgi almak için: http://www.ilkfirsat.org/tr/katilimcilar/aday-kriterleri-ve-surec
İşbirliği yapılan STK’larda açılacak pozisyonlar:
Alternatif
Yaşam Derneği
|
·
Fon ve Kaynak Geliştirme
Sorumlusu
|
Anne Çocuk Eğitim Vakfı
|
·
Mali ve İdari İşler Uzman
Yardımcısı
·
Kurumsal İletişim Sorumlusu
|
Darüşşafaka
Cemiyeti
|
·
İnsan Kaynakları Uzman
Yardımcısı
·
Kurumsal İletişim Uzman
Yardımcısı
·
İdari İşler Uzman Yardımcısı
|
Ege Orman
Vakfı
|
· Kalite Güvence Sistemleri Asistanı
|
Hayata
Destek Derneği
|
·
Satın Alma Asistanı
·
Muhasebe ve Finans Asistanı
·
İletişim ve Kaynak Geliştirme Asistanı
|
İstanbul
Erkek Liseliler Eğitim Vakfı
|
·
Yazılım Geliştirme Uzman Yardımcısı
·
Bütçe Raporlama Asistanı
·
Satın Alma Asistanı
|
İstanbul
Kültür Sanat Vakfı
|
·
Muhasebe Asistanı
|
TEMA-Türkiye
Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
|
·
Çevre Mühendisi
·
İletişim Sorumlusu
·
Peyzaj Teknikeri
|
Toplum
Gönüllüleri Vakfı
|
· Kaynak Geliştirme ve İletişim Departmanı Asistanı
· Muhasebe ve İdari İşler Sorumlusu
https://www.tog.org.tr/tr/hakkimizda/haber/ilk-firsat-programi-kapsaminda-takim-arkadaslari-ariyoruz
|
Türk Eğitim
Vakfı
|
·
Bilgi İşlem Sorumlusu
· Muhasebe Sorumlusu
· İnsan Kaynakları Sorumlusu
|
Tohum Otizm
Erken Tanı ve Eğitim Vakfı
|
·
İnsan Kaynakları Sorumlusu
·
Bilgi Teknolojileri Sorumlusu
|
Türkiye
İnsan Yönetimi Derneği- PERYÖN
|
·
Mali ve İdari İşler Asistanı
|
Özel
Olimpiyatlar Türkiye
|
· İletişim ve Kaynak Sorumlusu
|
Yuva
Derneği
|
·
İletişim Koordinatörü Asistanı
|
13 Şubat 2016 Cumartesi
intensive and interdisciplinary program for NGO leadership
|
7 Aralık 2015 Pazartesi
METADISCIPLINARITY, SCHOLARS, & SCHOLARSHIP
Scientists and other scholars in academic disciplines that have been the key producers of ideas, information, and technologies either close their eyes to the havoc, or are in a race of pointing to the imminent cataclysm and documenting the torrent. The technologies they produce and the policies they inspire are cures to the symptoms that either exacerbate the havoc by damming the destructive forces, or are food to strengthen the structures of destruction, and usually are diversions unto the less powerful. The philosophical commitments that the scholarship is based on is the same that has caused the current affliction and imminent debacle. Some of the current disciplinary, interdisciplinary, multidisciplinary, or transdisciplinary scholarship that has managed to move beyond documenting, describing, explaining and predicting, tries to stop the devastating impact of humyns on themselves and the planet yet fails to face the complex and wicked reasons of the increasing devastation and imminent debacle, partly because they are locked into the same philosophical base that destruction operates on.
The concept - metadisciplinarity- and its meronyms - metadisciplinary scholarship and metadisciplinary activism - transforming learning into humyn action is proposed. I refrain from disciplining metadisciplinarity by not defining it. The state of non-definition enables the unimagined possibilities to become possibilities. Yet I will propose - for further modification- what cannot be considered metadisciplinarity, metadisciplinary scholarship and metadisciplinary activism and possibilities in imagining metadisciplinarity. The charting of the impossible should not be taken as simple dialectical negation, not only because I see no reason to be bound by a "is or is not logic," but more importantly because I do not want to set an endpoint and leave an open door to continued imagining.
A scholar can not imagine a new form of scholarship without any reference to the past or to the academic institutions that existed prior to the act of thinking. Therefore in locating this new form of scholarship we inherently have to face disciplinarity itself. This confrontation is visible in prefixing disciplinarity with meta-. The prefix positions the unimagined posibilities behind, besides, after, above, beyond, and transformed, everywhere in time, space and unimagined dimensions, but not only disciplinary. Metadisciplinarity is also not only disciplinary because it will not let itself be disciplined and operates in a dimension not accessible to disciplines because of disciplining. Metadisciplinary scholarship does not only assume that disciplines, as they operate, produce, and suppress are bound with concrete, fluid or nonexistent epistemological frames, yet it does not succumb to frames and categorization. Metadisciplinarity is not only interdisciplinary or multidisciplinary because it does not operate only among disciplines or incorporates only multiple disciplines, maybe it can operate in dimensions that look into the disciplines. Metadisciplinarity is not only transdisciplinary because it does not require a rootedness in any discipline nor does it require communication and positioning in other disciplines. Metadisciplinarity does not have to have a commitment to a body of literature or a set of nomenclature.
The purpose of metadisciplinarity is not to erase disciplinarity, its scholarship and activism. Disciplinarity will no doubt continue to exist, but should not be a straight jacket put by an academia in denial to scholars questioning the reasons of society in dementia. Can metadisciplinarity provide space for those scholars that would like to go beyond the structures, rules, conditions and ways of thinking and conceptualization set by academic disciplinary practice? Can metadisciplinary scholarship question political impositions and stay away from alliances, and can they strive for an ideal, and a set of principles that they do not have to sacrifice for institutional, political, and financial reasons?
Can metadisciplinary scholarship exist by synthesizing data and theory from many disciplines first and then producing its own in a manner that can not be categorized or put into any discipline, and not be derided by disciplinary convictions. And yet can it be that these epistemological products can remain as metadisciplinary knowledge without being appropriated by a discipline or transmutating yet into another discipline. Can the products carry the metadata of recognition and process, and not allowed to be fed into the structures of social dementia (2).
Can metadisciplinary scholarship use methodologies that have not yet been defined and articulated, and not be disregarded, but explored? And when scholars use traditional methods, developed and refined by disciplines, can they escape categorization once again? Can a scholar engage in the methodologies of a certain discipline and yet retain a metadisciplinary outlook? Can metadisciplinary scholarship yield to a prudence of knowledge and information production that by processing provides for intelligent cognitive models for humyns rather than unconnected and inflated models that further dementia? Here social dementia is visible as the disintegration of societal cognition into smaller and smaller knowledge systems (e.g. disciplines) that examined outside their context and relationship to other knowledge systems lead to a dangerous misrepresentations (3) of the Earth, our relationship to it and to fellow humyns.
For all these questions we can imagine the answer yes far less than no, but yet we still have the freedom of imagining, just before our imagination deteriorates with the ever engulfing dementia.
Acknowledgements: Premesh Lalu, Adam Sitze for their immense help in imagining metadisciplinarity.
Notes
1. The description of social dementia has been articulated in environmental and eco-feminist literature since the 1960's and is quite known to the social and ecological fieldworker in any urban and rural setting. The dementia is most readily diagnosed in the Feast World and its symptoms are very visible in the Tied World.
2. Scholarship and disciplines have been under the support, control, and exploitation of the very structures that are part of social dementia. Therefore, what is the possibility for the metadisciplinary intellectual agenda to exist and its products not be used to further the dementia? How can the monopoly and control of knowledge and information be abolished?
3. Emergent properties of systems are invisible in disciplinary work due to isolation of subject and objects of study (system concepts and components) from its larger social and biophysical context.
Edited 3/6/1999 and 3/8/1999
Last Edited 7/12/2015
Özesmi, U. 1999. Metadisciplinarity, Scholars, and Scholarship. Online Third Revised Edition 2015
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)