20 Mart 2012 Salı

Activists demand to ban cyanide in Dominican Republic


Activists demand to ban cyanide in Dominican Republic

The protest took place in front of the offices of Barrick, which prepares to operate the Pueblo Viejo gold and silver mine next year

Dominican Republic.- The group SalvaTierra took a non-violent direct action this morning in front of the building where the multinational mining corporation Barrick has part of its offices in capital city, Santo Domingo. It declared its support to dozens of environmental and social groups that have already expressed their opposition to megamining in the country and joined the campaign by the Latin America Mining Conflicts Observatory (OCMAL) to ban cyanide in the whole region.




In their statement, the group warns that: “Mega open pit mining is an activity whose enormous scale entails major environmental impacts, such as the destruction of large forests, the massive consumption of fresh water and electricity, the production of acid drainage, and above all the use of large amounts of highly toxic substances”. Amongst the latter they highlighted cyanide, which Barrick is planning to use for processing 24,000 tons of mineral daily in the Pueblo Viejo mine currently under construction.
The activists of SalvaTierra asserted that the terrible disasters cyanide has already caused in different parts of the world evidence that there is no way of having absolute safeguards against spills of this toxic substance. They highlighted the cyanide spill that occurred in Romaina in 2000, which motivated a ten years debate that concluded with the ban of cyanide for mining purposes in the whole of the European Union; and that of Ghana, in 2009, which took place in a gold mine certified by the International Cyanide Management Code, which Barrick now pretends to use as a guarantee against spills in Pueblo Viejo.
While a 20 percent of the Dominican population has no access to water according to the United Nations Program for Development (UNDP), the Pueblo Viejo mine is planning to consume 2,500 cubic meters of water per hour. The mine is also putting in risk of pollution with cyanide and acid drainage the Hatillo dam, the largest of the Caribbean region. SalvaTierra expressed their concerns about these facts, specially when it has been announced that climate change could decrease the water supply of the nation up to a 60 a percent.

The group concluded by saying that the decision to take the Dominican Republic on the path of megamining development is not the result of a consensus based on a democratic debate, but rather seeks particular interests and privileges. In addition, they stated that there is crucial information which has been kept from the public, such as the amount of cyanide that Barrick is planning to use in Pueblo Viejo. For all these reasons, they demanded more transparency and access to information from the mining corporations and the government, and the ban of cyanide for mining purposes.  


19 Mart 2012 Pazartesi

Haftanın çevre haberleri (12-16 Mart)


Haftanın çevre haberleri (12-16 Mart)

Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi ve Greenpeace Gönüllüleri ile Açık Radyo işbirliği içinde hafta içi her gün yayınlanan Gezegenin Geleceği programından Gülçin Şahin tarafından derlenmiştir.
Su kıtlığı tehdit ediyor
UNESCO tarafından yeni açıklanan bir rapora göre, tüm dünyayı yakın gelecekte temiz su kıtlığı tehdit ediyor. Uzmanlar su kıtlığının 2070 yılına kadar Orta ve Güney Avrupa’da hissedileceğini vurguluyor. Fransa’nın Marsilya kentindeki Dünya Su Forumu öncesinde yayınlanan 700 sayfalık UNESCO raporu, dünya genelindeki temiz su sıkıntısına dikkat çekti. Araştırmacılar, iklim değişikliğinin 2030 yılına kadar Asya ve Afrika’nın güneyindeki gıda üretimini ciddi oranda vuracağına dair uyarıyor.http://www.yesilbilgi.org/su-kitligi-yasanacak.aspx

İklim değişimi ada ülkesini sular altında bırakıyor                         
İklim değişikliğinin ilk kurbanlarından biri, Pasifik adası Kiribati Cumhuriyeti oldu. Kiribati’nin bazı bölgeleri, okyanusun yükselmesiyle sular altında kaldı. Bölgedeki 32 mercan adasından bazıları yok olmaya başladı. Bu durum karşısında yetkililer de radikal bir çözüme başvurarak, 2 bin km uzaktaki Fiji’den toprak satın alınmasına karar verdi. Bilim adamlarının hesaplamalarına göre Pasifik bölgesinde deniz her yıl 2 milimetre yükseliyor. http://www.yesilgazete.org/blog/2012/03/14/yukselen-okyanus-sulari-ulkeyi-haritadan-siliyor

İngiltere’de kömürlü santral kapanıyor
İngiltere’de iklim protestolarının odaklarından Kingsnorth Kömürlü Termik Santrali’nin kapatılması onaylandı. Termik santralin sahibi EON şirketi, Mart ayında AB çevre düzenlemesine göre şalteri indirecek. Greenpeace’in 2008’deki kömür santrali işgali eylemine katıldığı için yargılanan ve beraat eden 6 aktivistten biri olan Ben Stewart ise, kararın İngiltere’deki bir türlü bitmeyen, yüksek oranda kirletici kömür kullanımının sonuna gelindiğinin sinyallerini verdiğini ifade etti. Stewart: “EON Kingsnorth’da anlaşmazlıklara ve direnişe rağmen başka bir kirletici kömürlü termik santral kurmak için boş yere yıllarını harcadı” dedi.http://af.reuters.com/article/energyOilNews/idAFL5E8EF4B620120315

Dünyadaki nükleer santrallerde güvenlik kaygıları
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, Fukuşima felaketinin yıldönümünde açıkladığı rapor ile dünyada var olan nükleer santrallerin %80'inin 20 yıldan fazla bir süredir aktif olduğunu ve bunun beraberinde güvenlik kaygıları yarattığını belirtti. Raporda, eski reaktörler için güvenliğin geliştirilmiş olmasının beklendiği ve günün teknolojisine uyum sağlanması gerektiği yer aldı. 56 sayfalık rapor, santrallerin yaydığı tehlikenin altını çiziyor.

Greenpeace Uluslararası Genel Direktörü Türkiye’deydi
Greenpeace Uluslararası Genel Direktörü Kumi Naidoo geçtiğimiz hafta İstanbul’daydı. Fukuşima’nın birinci yıldönümünde hem nükleer santralin tehlikelerini anlatan, hem de Türkiye’de planlanan santrallerle ilgili mesajlar veren Naidoo, Akkuyu’da bir nükleer santralin ülke için intihar demek olduğunu söyledi. Çok büyük paraların döndüğü nükleer endüstrinin aktörlerinden biri olan Tepco’nun bir monopol olduğunu ama Japon halkının felaket sonrası ses verdiğini anlatan Naidoo, Japonya’daki nükleer reaktörlerin durmasıyla geçecek nükleersiz bir yazın ardından kimsenin elektrik sıkıntısı çekmediğini göreceklerini kaydetti. Naidoo, Türkiye’nin kirli enerjilerden vazgeçerek, bölgede bir yenilenebilir enerji lideri olabileceğinin altını çizdi.

Hasankeyfliler taşınmak istemiyor
Doğa Derneği’nin Hasankeyf’te yaptığı araştırma, Hasankeyflilerin taşınmak istemediğini ortaya koyuyor. Uzman Ebru Işıklı’nın hazırladığı araştırmada görüşülen Hasankeyflilerin yaklaşık yüzde 70′i, 11 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf’i bırakarak DSİ köyüne gitmek istemiyor. Bakan Eroğlu’nun “Barajdan sonra daha fazla turist gelecek” sözlerine inanların oranı ise sadece yüzde 13. Dünyanın en tartışmalı baraj projelerinden biri olan Ilısu, UNESCO’nun 10 Dünya Mirası kriterinden 9’unu birden sağlayan dünya üzerindeki tek yer ancak, Avrupa Kredi Ajansı’nın uzman komitesinin raporu Ilısu baraj projesi ile 55 bin ile 65 bin arasında insanın yerinden edileceğini gösteriyor.http://www.dogadernegi.org/hasankeyf-tasinmak-istemiyor.aspx

1 Mart 2012 Perşembe

Şubat 2012 Çevre Haberleri


 Şubat 2012 Çevre Haberleri - Gülçin Şahin

Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi ve Greenpeace Gönüllüleri ile Açık Radyo işbirliği içinde hafta içi her gün yayınlanan Gezegenin Geleceği programından derlenmiştir.

Doğa korumada son sıralardayız                          
Dünyanın en saygın üniversitelerinden Yale Üniversitesi, 2012 Dünya Çevre Performansı Endeksi’ni yayınladı. Gelişmiş ülkeler ve dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeye çalışan ülkemiz, çevre sağlığı ve doğa korumada dünya ülkeleri arasında en son sıralarda ve birçok en az gelişmiş ülkenin arasında yer alarak, değerlendirilen 132 ülke arasında 109. oldu. Daha da üzücü olan, ülkemizin sadece iki yılda 32 sıra birden gerilemesiydi.

Mini buzul çağı yalanlandı
Türkiye gündemini meşgul eden Mini Buzul Çağı yalanlandı. İngiltere Meteoroloji Dairesi ve East Anglia Üniversitesi’ne atfedilen araştırma kaynağından yalanlandı. İngiltere’nin resmi meteoroloji örgütü, bulvar gazetesi Daily Mail’de yer alan ve Türkiye basınında da  yer bulan araştırmanın sonuçlarının çarpıtılarak yansıtıldığını ve aksine 2000-2009 arasının 1850’den bu yana en sıcak on yıl olduğunu açıkladı. http://www.yesilgazete.org/blog/2012/01/31/met-office-yalanladi-buzul-cagi-yalanini-yayan-gazeteciler-utanacak-mi/

1 Milyon İzmirli termik santrale karşı
Aliağa'da yapılması planlanan 7 adet termik santrale geçit vermemek üzere "1 milyon İzmirli termik santrale karşı" kampanyasını başlattı. http://www.milliyet.com.tr/bir-milyon-izmirli-termik-santrale-karsi/ege/haberdetay/13.02.2012/1501474/default.htm

Kömürden Vazgeç Güneşi seç
Anadolu Efes’in hissedarlar toplantısı öncesi şirketin merkezi binası önünde güneş paneli kuran Greenpeace gönüllüleri, şirkete 14 Şubat mesajı verdi: Kömürden vazgeç, güneşi seç, sevenlerini üzme! Greenpeace üyelerinin amacı Anadolu Grubu'nun Sinop-Gerze'de kurmak istediği kömürlü termik santrali protesto etmekti. Greenpeace gönüllüleri, bina önüne kurdukları güneş panelleri ile sıktıkları portakal suyunu Efes çalışanları ve hissedarlarına dağıttı. Greenpeace, Anadolu Efes'i kömür yerine güneşe yatırım yapmaya ve temiz enerjiler konusunda liderlik etmeye çağırdı. Şu ana kadar 75 binin üzerinde kömürlü termik santral karşıtı http://bukapaginaltinda.org/ web sitesinden Greenpeace’in kampanyasına imzalarıyla destek verdi.
 
Daha iyi bir Taksim
12 Şubat Pazar günü, Taksim'de yapılması planlanan betonlaşma projesi protesto edildi. ''Daha İyi Bir Proje, Daha İyi Bir Taksim, Daha iyi Bir Gelecek'' yazılı pankart açan grup adına konuşan mimar Korhan Gümüş, Taksim Meydanı için planlanan projenin 30 yıl öncesinde de tasarlandığını ancak uzmanlar, sanatçılar ve tasarımcıların girişimiyle kent yönetiminin projenin uygulanmaması için ikna edildiğini söyledi. Ağaç evlat edinenler arasında, İstanbul Milletvekilleri Şafak Pavey ve Melda Onur, gazeteci Banu Güven, yazar Murat Belge sanatçılar Hale Soygazi, Lale Mansur, Nejat Yavaşoğulları, Zeynep Tanbay, Şebnem Dönmez, Harun Tekin ve Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Uygar Özesmi vardı. http://www.dipnot.tv/23611/Taksim-icin-planlanan-cevre-duzenlemesi-protesto-edildi-DAHA-iYi-BiR-PROJE-DAHA-iYi-BiR-TAKSiM.aspx

Polonya nükleere hayır dedi
Polonya’nın Baltık Denizi kıyısındaki tatil beldesi Mielno yakınlarına yapılmak istenen nükleer santral için yapılan yerel referandumda halkın %94′ü nükleer santral projesine karşı oy kullandı. Polonya’da hükümet, nükleere yönelim nedenini Polonya’nın enerji arzını kömür santrallerine bağımlılıktan kurtarmak olarak tanımlıyor. Oysa Polonya hükümeti bunu yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği ile kolaylıkla sağlayabilir.
http://www.greenpeace.org/turkey/tr/news/blog/nukleer/polonya-nkleere-krmz-kart-gsterdi/blog/39066/
Greenpeace’ten Tarım Bakanlığı önünde inekli GDO protestosu
Greenpeace eylemcileri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın giriş kapısındaki tabelanın yazılı olduğu platforma çıkmak istedi. Bakanlığın özel güvenlik görevlilerinin sert müdahaleleri ile karşılaşan, inek kostümü giymiş eylemciler, ellerinde “GDO mu? Yemezler!” yazan pankartlarla GDO yönetmeliğinde yapılan sözde değişikliği protesto ettiler. 

Buğday Derneği’nin 10. yılı kutlandı
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin 10. yılı, 21 Şubat Salı günü Babylon’da, “Yaşasın Tohumlar” temalı gecede kutlandı. Gecede Bulutsuzluk Özlemi'nden Nejat Yavaşoğulları , Yeni Türkü'den Derya Köroğlu, Moğollar'dan Taner Öngür , Richard Hamer'in sürprizi Aura , Volkan Arslan  ve Jehan Barbur dinletileriyle yer aldı. Geçtiğimiz yıl 3 Mart’ta hayatını kaybeden Buğday Derneği kurucusu Victor Ananias, ölümünün birinci yıldönümünde Bodrumda kabri başında, %100 Ekolojik Pazarlarda ve Kaz Dağları’ndaki Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi’nde düzenlenecek etkinliklerle anılacak. http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=5059

Greenpeace ve ‘Zeyna’ Shell’in gemisini durdurdu
Greenpeace eylemcileri, Kuzey Kutup Bölgesi’nde petrol sondajı yapacak olan ve Shell için çalışan petrol arama gemisini Yeni Zelanda’daki limandan ayrılmadan durdurdu. Eylemcilerinin arasında ‘Zeyna’ dizisiyle tanınan Yeni Zelandalı oyuncu Lucy Lawless da bulunuyordu. Dört gün boyunca gemide kamp kuran ve geminin hareket etmesini engelleyen eylemciler dördüncü günün ardından göz altında alındı. Daha sonra serbest bırakılan eylemciler, Shell Kuzey Buz Denizi’nde petrol arama planlarından vazgeçene kadar mücadeleye devam edeceklerini açıkladılar. 

17 Şubat 2012 Cuma


yemezler Sizde Destek Verin Hep Beraber Yemeyelim!
Biyogüvenlik Kurulu’nun 13 GDO’lu mısır çeşidinin ithalatına onay vermesinin ardından hemen harekete geçmiş ve yüzbinlerin sesini duyurmaya başlamıştık.
Kısa süre önce Kurul 9 yeni mısır çeşidini halkın görüşüne açtı, sırada doğrudan sofrana gelecek gıdalar var.
Soframızda GDO’lu ürün istemiyorsak her yerde “Yemezler” demeliyiz.
İthalat kararının iptal edilmesini sağlamak ve yeni ürünlerin ithal edilmesini önlemek için şimdi yüzbinler değil milyonlar olmamız gerek.

Yukarıdaki Resme Yada BURAYA tıkla destek ver.

14 Şubat 2012 Salı

Çıralı'da Çevre Mücadelesinde ilk başarı

ÇIRALI’DAN MÜJDE!
ULUPINAR KÖYÜ MUHTARLIĞI
SS ULUPINAR ÇEVRE KORUMA VE İŞLETME KOOPARATİFİ
ANTALYA ISPARTA BURDUR DENİZLİ KAŞ PLATFORMU'ndan
AÇIKLAMA




   Çıralı halkının 10 gün önce başladığı 5 gündür nöbete çevirdiği Çıralı’yı koruma çabası şimdilik sonuç verdi.
   Tahsis ve kiralama sonucu yapmak istedikleri inşaat çalışmalarını Valilik emriyle; yürütmeyi durdurma istemli davanın kararı gelinceye kadar çalışmaların başlaması engellendi.
   Valinin emrini, alanda nöbet sürdüren halka, bölgede görev yapan jandarma duyurdu. Aldığımız habere ÇOK SEVİNDİK  ARA NEFES ALDIK VE MUTLU OLDUK .
   Çıralı halkı olarak duyarlılığımıza sessiz kalmayan Sayın Valimize çok teşekkür ediyoruz.
   Bizi asıl sevindirecek olan haberin, yürütmeyi durdurma haberi ve davanın istediğimiz gibi sonuçlanması olacağını da paylaşıyoruz.
   Bize, Çıralı koruma çalışmalarımıza, günlerdir destek veren başta basın mensupları olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanın’daki  doğa severlere, dünyanın diğer ülkelerinden destek olan doğa severlere, dolayısıyla tüm dostlara çok çok  teşekkür ediyor ve şükranlarımızı sunuyoruz.
İYİ Kİ VARSINIZ!

NEDEN İNŞAATA KARŞI ÇIKIYORUZ ?

1.       KONU İLE İLGİLİ YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLİ DAVA AÇTIK.
Bu konuda idare mahkemesinde açılmış dava var. Bu davada yapılan işlemlerin açıkça kanun ve yönetmeliklerle aykırı olduğu belli. Bu nedenle idare mahkemesinin bir an önce yürütmeyi durdurma kararı vererek çıkması muhtemel olumsuz olayların önlenmesini bekliyoruz.
2.       KONU İLE İLGİLİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI- KEMER’ e SORUŞTURMA İSTEMLİ DİLEKÇE VERDİK

Antalya Valiliğinin, Çıralıda yürürlükten kalkmış yönetmeliğe göre kiralama-tahsis yapılması sebebiyle devlet memurlarının haklarında soruşturma yapmak üzere önincelemeci atanması bekliyoruz.

Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’nün  28.07.2011 tarih ve 211/15 sayılı Olurları ile tescil edilen Çıralı C Tipi Piknik Mesire Yeri , aslında 03.08.2005 tarih ve 2005/9264 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlükten kaldırılmış olan 28.07.1985 tarih ve 18825 sayılı Resmi  Gazete’de yayımlanan Gençlik ve Spor Kulüpleri yönetmeliğinin 35/c maddesi gereğince “ belirli esas şartlarda ”  ve 2886 sayılı kanun hükümleri gözetilerek senelik 5.000,00 TL (tahmini bedelle) Antalya Ormanspor’a kiraya verilmiştir.

                Yönetmelikteki bu esas şartlardan yine dosyada bulunan ve Antalya Orman İşletme Müdürü Mitat Uyan tarafından 28.07.2011 tarihinde imzalanarak onaylanan Kira Şartnamesinin 22. Maddesi  “ Kiracı bu hakkını devredemez, ortak alamaz, kiraya verilen yeri genişletemez, değiştiremez amacı dışında kullanamaz ” şeklindedir.
                Oluş ve kabule göre bu amir hükme ve ayrıca spor kulüplerini bağlayan 16.06.2004 tarihli ve 25494 sayılı Resmi Gazete’de  yayınlanan Gençlik ve Spor Gençlik Müdürlüğü Sponsorluk Yönemeliğinin  amacına ve şekil şartlarına aykırı olarak Kiracı Antalya Orman Spor Yöneticileri tarafından söz konusu 18.297 m2 alan üzerindeki hakları yıllık 55.000,00 TL gibi çok düşük bir bedelle ve 10 yıllığına Sponsor Sözleşmesiyle müş-şüpheli Hüseyin Gedik’ e devredilmiştir.  ( Sponsorluk : bu Yönetmelik kapsamındaki alanlara gerçek veya tüzel kişilerce, dolaylı olarak ticari fayda sağlamak ya da sosyal sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla “ iletişim olanakları karşılığında ” ayni ve/veya nakdi destekte bulunulmasını, )ifade eder.
                Her ne kadar Sponsorluk Sözleşmesi başlığıyla sözleşme yapılsada basında geniş yer aldığı üzere; içeriğine ve uygulamasına bakıldığında, yapılanın açıkça işletme haklarının devredilmesi ve kiralama olduğu anlaşılmaktadır.  Kira Şartnamesi, 2886 sayılı Kanun ve Sponsorluk Yönetmeliği göz ardı edilerek, anılan Kanun ve Yönetmeliğe karşı hilenin , muvazaanın hukuk düzeninde,  hukuk Devletinde korunamayacağı ve suç olduğu tartışmasızdır.
                Nitekim Kemer Kaymakamlığı da 20/01/2012 tarih ve 253 sayılı yazılarında yaptırdığı tahkikat neticesinde bunun “kiralama ” olduğunu tespit etmiştir. Sözleşme ile yapılan Orman Spor adına iletişim olanakları karşılığında mesire yeri düzenlemesi değildir. Fiilen bu yerin üçüncü şahıs tarafından inşa edilmesi, 10 yıl bu şahıs tarafından kiracı olarak yüksek karla işletilmesi ve süre sonunda da uzatılması Sözleşmesi-Kontratıdır. Bknz Sponsor Sözleşmesi mad-18.
Anlatımlara göre; bölgede, mesire yeri yapılmaya müsait bir çok yer vardır. Bu yer ise, Hüseyin Gedik’in oteline yakın mesafede,denize sıfır noktada, 18 dönüm, 1.Derece Doğal Sit  alanı ve nesli tükenmekte olan Caretta – Carettaların yuvalama alanıdır. Adı geçen tarafından yapılacak ve ilave edilecek tesislerle günlük  15-20.000,00 TL kazanabileceği, ancak doğal hayatın telafi edilemeyecek şekilde zarar göreceği, bu şartlarla nasıl sözleşme yapıldığını hukuk ve mantık çerçevesinde izah edemedikleri ifade edilmiştir.
                Fiilin bu şekilde sübutu ve suç işlendiği yönünde yeterli şüphe oluşturacak düzeye delil elde edilmesi halinde; fiili gerçekleştiren ile Kira Şartnamesine, Sponsorluk Yönetmeliğine aykırı fiile göz yumanlar, yürürlükten kalkmış Yönetmeliğe dayanılarak kiralama yapanlar açısından, fiil Kanunda açıkça düzenlenen başka suçu oluşturmadığı durumda kötü, yetkiyi ye kullanma suçu yönünden ve TCK.nun 257. Maddesi kapsamında gereğinin takdirini,
                İhbar hakkımızı kullandığımızı, suç ve şüphelilerin tespiti halinde haklarında şikayetçi olduğumuzu belirtiyoruz.
BİZLER ÇIRALININ KORUNMASINI TALEP EDİYORUZ!     

               
Konuya ilişkin gelişmeler öncesinde 14 Şubat 2012 WWF Türkiye Basın Duyurusu

Çıralı’da Deniz Kaplumbağaları Yok Edilmesin

Nesli dünya çapında tehlike altında bulunan iri başlı deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) elde kalan son yaşam alanlarından biri olan Antalya-Çıralı kumsalının “mesire yeri” adı altında futbol tesislerine dönüştürülmesine izin verilmesi, yalnız ulusal mevzuatımızda ve uluslararası taahhütlerimizde değil, vicdanlarımızda da yer bulması mümkün olmayan bir karardır.

Antalya'nın Çıralı kumsalında I. Derecede Doğal Sit Alanı içinde yer alan 18 dönümlük arazi, 19 Aralık 2011 tarihli Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu oluruyla Ormanspor'a tahsis edildi. Orman ve Su İşleri Antalya İl Müdürlüğü bünyesindeki Ormanspor Kulübü, alanı sponsor anlaşması ile bir turizmciye 'günübirlik mesire yeri' olarak işletilmek üzere kiraya verdi.

1994 yılından bu yana alanda koruma ve izleme çalışmaları yapan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca, Koruma Amaçlı İmar Planı’nın hazırlanmasıyla görevlendirilmiş olan WWF-Türkiye ve yerel sivil toplum kuruluşları ile yörede yaşayan insanlara ve bilim insanlarına rağmen söz konusu kararın dikte edilmesi şeffaflık ve katılımcılıkla izah edilemeyeceği gibi bunca yıldır doğa koruma adına verilen emeklerin heba olması anlamına gelmektedir. Nesli dünya çapında tehlike altında bulunan İri başlı deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) Akdeniz kıyısındaki son yaşam alanlarından biri olan Antalya-Çıralı kumsalının “mesire yeri” adı altında futbol tesislerine dönüştürülmesine izin verilmemelidir, çünkü;

  • Yıllardır ilgili kamu kuruluşları, yöre halkı, sivil toplumu, uzmanları, ziyaretçileri ve gönüllüleriyle 20 yıldan bu yana hep birlikte korunması için gayret sarfettiğimiz Çıralı’yı Çıralı yapan değer, sahilinde deniz kaplumbağasının üremesidir.

  • Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 2009/10 sayılı “Deniz Kaplumbağalarının Korunması Genelgesi”, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve 2872 sayılı Çevre Kanunu çerçevesinde deniz kaplumbağaları ve yaşama ortamlarının korunması açısından gerekli tedbirlerin uygulanmasına hükmetmektedir.

  • Tahsise konu olan 397 Parsel No’lu alan “orman arazisi”dir; yenilenmekte olan Koruma Amaçlı İmar Planı’na göre yapılaşmaya kapalıdır ve başka bir amaçla kullanılamaz. Söz konusu Karar’da özel bir öneme ve doğal karaktere sahip olduğu belirtildiği halde alanın, plan onaylanıncaya kadar geçici süreyle kiralanmasının uygun bulunması önemli bir çelişkidir.

  • Çıralı, yalnız Olimpos-Beydağları Milli Parkı sınırları içerisinde yer alması ve I. Derecede Doğal Sit Alanı statüsüne sahip olmasıyla değil, insanın doğayla uyum içinde varlığını sürdürebilmesi adına ülkemizdeki en güzel örneklerden biri olmasıyla dünyanın takdirini kazanmış ve birçok köy ve kasabaya ilham kaynağı olmuştur. 

Nitekim, söz konusu alan üzerinde spor tesisleri yapımının gündeme gelmesi üzerine ilgili kurumlara yaptığımız başvuruya T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün 19.10.2011 tarihli yanıtı, “deniz kaplumbağaları üreme sahasına olumsuz etkisi nedeniyle söz konusu faaliyetin yapılmasının uygun görülmediği” yönünde olmuştur.

Hal böyle iken, herhangi bir alanda kurulması mümkün olan bir mesire yeri ya da futbol tesisi için tehlike altındaki bir türün yaşam alanının seçilmesi rasyonel bir yaklaşım değildir. Aksine, bölgede atılacak her adımın, deniz kaplumbağalarının biyolojisi ile uyumlu olması gerekir. Çıralı Koruma Amaçlı İmar Planı’nın hazırlanması da bu gereğin bir sonucudur. Oysa yuvalama alanının sınırında yer alan tesislerin ve işletme sırasındaki faaliyetlerin, türün üremesini olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır.

Zira deniz kaplumbağası, yumurta bırakma süreci içinde, yuvalama kumsalı ve çevresindeki ses, ışık ve hareketlerden olumsuz etkilenmekte; hayvanın yuva yapamadan denize dönmesi türün geleceğini tehlike altına sokmaktadır. Giderek artan yapılaşma ile daralan doğal yaşam alanları ve yoğunlaşan insan faaliyetleri, Çıralı’yı, her geçen gün deniz kaplumbağası için daha elverişsiz hale getirmektedir. Tahsise konu olan 397 parsel no’lu orman arazisi üzerinde halen işgaller mevcut iken, böyle bir tesisin yapılmasına izin verilmesi, işgallerin yaygınlaşması bakımından da özendirici bir örnek teşkil edecektir.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak, “Bu şartlar altında alanın kullanıma açılması, Çıralı’yı Çıralı yapan değerlerin erozyona uğrayıp kaybolmasına yeni bir ivme kazandıracaktır. Bu yalnızca Çıralı için değil ülkemiz için geri dönüşü olmayan bir kayıp olacak ve nesli tehlike altında olan Caretta caretta’nın yok oluş süreci hızlanacaktır. Bu nedenle, söz konusu alanda kullanımın daha yoğunlaştırılması yerine, doğal yaşam alanlarımızın korunması ve rehabilite edilmesi yönünde alınacak kararların Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu ve Orman Bölge Müdürlüğünün misyonuna daha uygun olacağına inanıyor, verilen kararın iptal edilmesini talep ediyoruz” dedi.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Akla ve kalbe seslenen bir yazı


Kara Öküz Gitti Gelmez Sarı Öküz Yattı Kalkmaz

Gölgelerimiz uzuyor soğuk evin duvarlarında, ocakta yükselen alevlere uyarak kıvrım kıvrım kıvrılıyorlar. Annem bir bilmece soruyor; "Kara öküz gitti gelmez sarı öküz yattı kalkmaz" Ağabeyimle heyecanla cevabı sesli aramaya başlıyoruz. Ocağın aydınlığında gözlerimiz parlıyor. Gecenin karanlığını yaşamak mutluluğa engel değil. Mutluluğun sırrı ocağın tütmesinde, kara öküz duman, uçtu gitti sarı öküz ateş yattı kül oldu.
Babam bir doğal insandı, doğadan kopartılamamış insanların sonuncusuydu. Sarı ve boz öküzü sattı. Gözlerinde iki damla yaş oldu billurlaştılar. Parasını anneme verdi. Düştük İstanbul yoluna. "Traktörler girecek tarlalara mazot benzin bulaşacak toprağa .. bir daha bu tertemiz buğdaylar patatesler pancarlar meyveler kalmayacak ben buna razı değilim ama yokluğun gözü kör olsun"  derdi.
Kalkınma dedikleri şeye körü körüne bağlı değildi babam.  Yolumuz çamur içindeydi. Evimizin sıvası harcı çamurdu ama yolda çamur olmamalıydı. Kazaya 2-3  saate yürüyerek gidilebiliyordu, şehire 5 saat... Hastalanmışım bebeyken bir pikaba atmışlar ilde hastaneye zor yetiştirmişler... Yetiştiremedikleri kardeşlerim çoktan toprak oldu..
Kalkınma dediğin çamurdan kurtulmak hastaneye ilaca çareye kolay ulaşmaktı. Bilgiye ulaşma aracı olarak bilinen önemsenen okula ulaşmak cehaletten kurtulmak dünyayı tanımak izsiz sessiz yok olmamaktı, babam için, doğadan bağları kopmamış insanlar için.
Yıl 1965. Geldik İstanbul'a Taksim'de talimhanedeyim artık. Yarı köylü bir işçinin çocuğuyum. Bitişiğimizdeki apartmanın kapıcısı Kürt. Aydede Caddesi köşesinde bir Ermeni lehimci var. Karşı apartmandaki kapıcı Ermeni. Bakkal Karadenizli... Bir apartmanda Toni oturuyor O şimdi Newyork'ta Rum doktor.  Sevgilisi Yoli o zaman hepsi arkadaşlarım.  Liz mahallemizin en güzel genç kızı ablam gibi seviyorum a da çok seviyor beni.
Baharda yine köye gidiyoruz. Bostan ekiyoruz yetmese de buğday tarlalarımız zaten ekili biçmeye gidiyoruz. Ben Taksim'de İstanbul Türkçesi konuşmaya başladım, köyde bana köylü gibi konuşmadığım için tuhaf bakıyorlar. "Çikolata Çocuğu" diyorlar artık.. Türk müyüm Ermeni miyim Kürt müyüm öyle bir ayrım bilmiyorum ama şimdi baktığımda asimilasyon herkese işliyor; doğayla iç içe köyü köylüyü  hor gören doğaya mal mülk eşya ham madde gözüyle bakan ağaçtan, sokak hayvanından kuşundan böceğinden sakınan tiksinen tuhaf bir şehir var! Kamu Yönetimi için seçilen ama kamuyu şirketlere peşkeş çeken bir kent anlayışı var.
devamı:

12 Şubat 2012 Pazar

Vahşi Kapitalizmi Besleyen Vahşi Kalkınma Dönemi

Kapitalizm Emperyalizm Komünizm Enternasyonel Kalkınma Anti gibi kelimeler çok eskidi hatta sürdürülebiliri bile eskittik... ancak Taksim'den Çıralı'ya Assos'tan Erzincan'a Tortum'dan Kazdağları'na her yer vahşet! Doğa'nın güzel vahşiliği değil bu... bazı onurunu ve değerlerini yitirmiş, çıkarcı ve güç için  gözü dönmüş insanların eseri. Karşımızda bir filmdeki o tiksinilen kötü adam rolünde duruyor... Film'in sonu nasıl bitecek?

İşte filmden bir sahne, yer cennet bir köşe Çıralı Olimpos... kamera, başla:


KEMER-ULUPINAR KÖYÜ ÇIRALI MAHALLESİ KIYI ŞERİDİNDE YER ALAN KIRALAMA OLAYI İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME VE BASIN DUYURUSU

Değerli basın mensupları ve Konuklar;

Ulupınar Köyü Muhtar’lığı ve Çıralı’da bulunan sivil toplum kuruluşları (S.S. Ulupınar Çevre Koruma ve İşletme Koop, Çıralıyı Sevenler Derneği, S.S. Çıralı Olympos Motorlu Deniz Taşıyıcılar Koop. Çıralı Spor Kulubü, Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği, S.S. Çıralı Dolmuşçular Koop, Ulupınar Çevre ve Doğayı Koruma Derneği) ile Ulupınar Köyü halkı olarak, bugün burada toplanmamızın nedeni; Çıralı’nın olduğu kadar, ülkemizin sahillerinde yürütülen yanlış temel uygulamalardan birine daha değinerek sorunumuzu dile getirmektir. Bizlerin görüşleri ve fikirleri alınmadan, hızlıca ve gizlice yapılan ve Çıralı için yıkıcı etkisi olacağını düşündüğümüz böyle bir uygulamanın karşısındayız.  Neden mi?

Çıralı mahallesinin girişten itibaren, bulunduğumuz noktaya kadar yer alan ve kıyı şeridine paralel uzanan alanda, 397 nolu orman parseli bulunmaktadır. Bu parsel 340 dönümdür. Çıralı sahili 3.2 km olup bunun 2.4 km si bu parsel içinde yer almaktadır. Bu sahil I. Derecede Doğal Sit alanıdır aynı zamanda nesli tehlike altında olan ve Türkiye’de var olan 20 Deniz Kaplumbağası Yuvalama Alanından biridir. Ayrıca Olimpos-Beydağları Milli Parkı ve Tahtalı Dağı Önemli Bitki Alanı içinde de yer almaktadır.


Çıralı’da, birçok nadir ve endemik bitki türü doğal olarak yetişir. Çıralı bitkilerinin önemli bir kısmı kumullarda yaşar. Çıralı sahili fıstık çamlarına da ev sahipliği yapar. Kumullar, dünya üzerindeki, en nadir yaşam alanlarındandır. Kumullara uyum sağlamış bitkiler bu ortamlar dışında yaşamaya uyum sağlayamazlar.  Bu bitkilerin geleceği kumulların korunmasına bağlıdır.  Ayrıca, birçok hayvan türü Bern Sözleşmesine göre sıkı korunma altına alınması gereken türler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çıralı kumsalı özellikle nesli dünya çapında tehlike altında olan iribaş deniz kaplumbağasına (Caretta caretta) ev sahipliği yapmaktadır. Ülkemizin Akdeniz kıyılarındaki önemli yuvalama kumsallarından biridir.  Milyonlarca yıldan beri Çıralı Sahiline gelmekte ve nesillerini devam ettirmeye çalışmaktadırlar. T.C. Kıyı Kanunu,  Su ürünleri tebliğ ve uluslar arası (bern ve berselan) anlaşmalarca koruma altında olan; Caretta caretta’ya yönelik, 1994 yılından bu yana düzenli olarak Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) ve S.S.  Ulupınar Çevre Koruma, Geliştirme ve İşletme Kooperatifi tarafından deniz kaplumbağalarını koruma çalışmaları sürdürülmektedir. Yapılan çalışmalarda sayılarının arttığı gözlenmiştir.

Çıralı’da 2000 yılından bu yana Ekolojik tarım- eko-turizm çalışmaları  yapılmaktadır. Köyümüz,  yürütülen doğa koruma, sorumlu turizm çalışmaları sayesinde, Uluslar arası platformda ülkemizin gururu, ülke genelinde ise birçok köye/bölgeye ilham kaynağı olmuştur.  Birçok ödüller almış, model olmuştur.
Çıralı Tarih boyunca pek çok uygarlığa da  ev sahipliği yapmış, efsanelere konu olmuştur.

Bu kadar özelliği ve güzelliği bir arada bulunduran bu eşsiz yer üzerinde bazı olumsuzluklarla gündemdedir.

Çıralı kumsalının kuzey ucu olan Karaburun’da 397 nolu orman parsel üzerinde  kumsal alanda Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nun 19,12,2011 tarihli  oluru ile  C tipi mesire yeri olarak 18 dönümden fazla bir alanı,  Orman Spor’a tahsis edilmiştir. Orman Spor ise, sponsorluk karşılığı, alanı Çıralı’da turizmci olan Hüseyin GEDİK’e 55.000 TL karşılığında 10 yıllığına kiralamıştır. 

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan Çıralı Koruma Amaçlı İmar Planı, çalışmaları halen devam etmektedir. Bakanlık tarafından Çıralı Koruma Amaçlı İmar  Planı çalışmaları 30.03.2011 tarihinde WWF-Türkiye’ye  verilmiştir ve  bu kapsamda 397 nolu parsel  koruma amaçlı imar üzerinde yapılaşmaya kapalı olarak  görülmektedir.

WWF- Türkiye’nin çıralı kumsalındaki olumsuz  yapılaşmaya karşı Bakanlık tarafından önlem alınması gerekliliğini belirten yazıya  cevaben Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Genel  Müdür’ü Yaşar DOSTBİL’in 19.10.2011 tarihli yazısında Çıralı’nın imar planı çalışmalarının devam ettiği, alanın önemli doğal özelliklere sahip olduğunu ve Caretta carettala’rın yuvalama alnın olmasından dolayı alan üzerinde yapılaşmanın uygun olmadığı vurgulanmaktadır.


Köyümüzde, başta Köy Muhtarlığı tüzel kişiliği olmak üzere, birçok kar amacı gütmeyen Sivil Toplum Örgütü olmasına rağmen bu kuruluşların fikri sorulmadan bu alanın bir şahsa,/şahsın sahip olduğu şirkete sponsorluk anlaşması kapsamında kiralanması manidardır.

Yapılması hedeflenen, mesire alanı adı altında yapılan kiralama ve üzerinde yapılacak inşaat işleri;
-       emsal oluşturarak, kumsal üzerinde ve kıyı ardında yapılaşmanın artmasına ve Çıralı’nın giderek daha fazla betonlaşmasına yol açacaktır.
-       Kumsal üzerindeki yapılaşma,  insan kullanımı ve taşıt baskısını artıracaktır, Bu da kumsalda yaşamaya çalışan 150 yıllık Fıstık Çamları’nın ve nadir kumul bitkilerinin yok olmasına neden olacaktır.
-       İnsan kullanımı, kumsala araç ile girme, yapılaşma, özellikle bu alandaki yapılaşma bu alanın geceleri de kullanımını artırarak, yaşanacak, gürültü, ışık, vb etkenler, sahile yuvalamaya gelen anne deniz kaplumbağalarının ve denize ulaşmaya çalışacak yavru kaplumbağaların yaşamını tehlikeye sokacaktır.

Bu süreçte bu şekilde münferit kiralama ve kiralanan alanda, yapılması planlanan inşaat işleri, planlama sonrasında düzeltilemez, bir hal alabilir, bu acıdan büyük bir risk oluşturmaktadır.

İlgililerin ve yetkililerin konuyla ilgili yaptıkları açıklamalarda, alanda uygulanacak olan projenin Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonu’nun denetiminde gerçekleştirileceğini belirtmektedirler. Ancak denetleyenin de onayı verenin de aynı kuruma bağlı olması endişelerimizi arttırmaktadır.


Tüm bu gerçekler, kanıtlar, endişelerimizin haklılığını açıkça ortaya koymaktadır.

Köyümüzün plansız yapılaşma ve turizm baskısına yenik düşmesini engellemek, doğal, kültürel, tarımsal değerlerini korumak amacıyla, biz Çıralı’lar, büyük çaba sarfetmekteyiz.

Bizler, köyümüzde kiralık sahil bulunmadığını, Çıralı’nın sahip olduğu değerlerin korunarak geleceğe aktarılması için bu ve bu gibi girişimleree karşı koyacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

Ek Bilgi:

Çıralı’da, birçok nadir ve endemik bitki türü doğal olarak yetişir. (Bu bitkilerden bazıları, kum zambağı, kimera ayı kulağı, gri tüylü sığır kuyruğu, topuz dikeni, sert tüylü emzik otu, testere dişli kayışkıran’dır. İris, çiğdem, yabani orkide, anemon, düğün çiçeği ve siklamen). Ayrıca, bölgede bulunan bukalemun (Chamaeleo chamaeleon) başta olmak üzere yöredeki birçok hayvan türü Bern Sözleşmesine göre sıkı korunma altına alınması gereken türler olarak karşımıza çıkmaktadır


                                                            Ulupınar Köyü
                                                                 Muhtarı
                                                              Sami ILGAZ




S.S. Ulupınar Çevre Koruma ve İşletme                            Çıralıyı Sevenler Derneği
Kooperatif  Başkanı                                                             Başkanı
Bayram KÜTLE                                                                        Mustafa KÖYLÜOĞLU



S.S. Çıralı Olympos Motorlu Deniz Taşıyıcılar                  Çıralı Spor Kulubü
Kooperatif  Başkanı                                                             Başkan
Ramazan ÇABUK                                                            İbrahim KIRIMLI



Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği                                             S.S. Çıralı Dolmuşçular
Yön. Kurulu Üyesi                                                      Kooperatif  Başkanı           
Hüseyin BAŞBOLAT                                                   Tahsin KURTARICI



One of the most important nesting beaches of C.caretta in Turkey is under urbanization threat!

Coast of Cirali, at the Western Antalya Gulf, amongst the 20 turtle nesting beaches in Turkey, is a 1st Degree Natural Site and a part of the National Park Olimpos-Beydaglari. Regional Forestry Directorite allocated an 18 ha. area at the Northern part of Cirali Beach, called “Karaburun” locally, to Orman Spor (“forest sport” football club). Orman Spor immediately hired the area to its sponsor company for 55.000TRL (23.600EUR) for 10 years!

The Cirali Beach has been subject to turtle conservation and monitoring since 1994 and findings indicate the Karaburun area is the most favorite nesting spot. This land allocation is done as “C class daily use area” which allows construction of cafes, kiosks, beach facilities etc. on this undeveloped forest land where protected against constructions until now. Any development in such an area will surely increase human usage and decrease the turtle’s affinity and negatively affect the also protected shore vegetation forms.

Once realized, this application will create a precedent and will give a way to allocation and urbanization of other similar parts in the area.

We, undersigned organizations representing the people lives in Cirali Village, declare that we have never been questioned for this land allocation and we do not give consent. Physical Plan for Conservation for our village is under progress and such an initiation is a bold action to spoil that process and our long lasting effort to save turtles, nature, nature friendly agriculture and our cultural values. We declare that we will continue our effort to save and to pass these values to next generations, and to keep resisting against actions that may threat them.


Mr. Sami Ilgaz / Ulupinar Village Headman (Muhtar)
Mr. Bayram Kutle / Head of Ulupinar Environment Protection and Management Cooperative
Mr. Mustafa Koyluoglu / Head of Cirali Lovers Society
Mr. Ramazan Cabuk / Head of Cirali Olympos Marine Transporters Cooperative
Mr. Ibrahim Kirimli / Head of Cirali Sport Club
Mr. Huseyin Basbolat / Head of Mosque Construction and Maintenance Society
Mr. Tahsin Kurtarici / Head of Cirali Shuttle Cooperative